👶 Çocuk Yapana PARA | Peki bozulan AİLE?

BOZKURTBOZKURT is verified member.

Kurucu
Yönetici
Konsey Başkanı
ChatGPT Image 4 May 2026 20_36_41.png
HABERİN DETAYI: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Gençlik Fonu üzerinden evlenecek gençlere yönelik devrim niteliğinde yeni kararları açıkladı. Yuva kurmak isteyen gençlere sağlanan 200 ile 250 bin TL arasındaki destek, çocuk sahibi olma şartıyla tam bir teşvik paketine dönüştürülüyor.

Yeni düzenlemenin detayları:
  • İlk Adım (Mevcut): Kredi kullanan çiftlerin ilk çocuk sahibi olmaları durumunda, 12 aylık taksit hibe ediliyor ve kalan borç 12 ay erteleniyor.
  • Büyük Hamle (Yeni): Geri ödeme dönemi içerisinde ikinci çocuğun dünyaya gelmesi halinde, kalan taksitlerin tamamı hibe edilecek; yani borç tamamen silinecek.
  • Stratejik Amaç: Gençlerin ekonomik kaygılarını azaltarak, 1.48’e kadar gerileyen doğurganlık oranını yeniden yukarı çekmek.

DEĞERLENDİRME VE KRİTİK ANALİZ:

Bu destekler kuşkusuz kıymetlidir ancak "Millet Konseyi" olarak meseleye daha derin ve eleştirel bir pencereden bakmak zorundayız:
  • Engel Sadece Ekonomi mi?: Çocuk yapmanın önündeki tek engel gerçekten banka borçları ve geçim sıkıntısı mı? Bugün maddi durumu çok iyi olan çevrelerde dahi "tek çocuk" veya "çocuksuz hayat" modelinin yaygınlaşması, sorunun sadece cüzdanda olmadığını göstermiyor mu?
  • Maddi Destekler Manevi Yıkımı Onarır mı?: Toplumun temeli olan aile yapısı, dijital mecralar ve yabancı kültür dayatmalarıyla sistematik bir saldırı altındayken; verilen hibeler bu yapısal bozulmayı durdurmaya ne kadar yeterli gelebilir? Maddi teşvikler, "yerli ve milli aile" şuurunun yerini doldurabilir mi?
  • Özendirici Politikaların Kapsamı: Ekonomik paketlerin yanına, aileyi ve çocuk sahibi olmayı kültürel, sosyolojik ve ahlaki olarak yeniden "en yüce değer" haline getirecek hangi önlemler ekleniyor? Gençlerin zihnindeki "çocuk yüktür" algısı, sadece borç silerek mi değiştirilecek?
  • Kalıcı Çözüm Arayışı: Sadece paraya endeksli bir teşvik sistemi, uzun vadede "sürdürülebilir bir nüfus artışı" sağlar mı? Yoksa ekonomiden daha çok, aile kurmaya manevi olarak özendirecek eğitim ve medya politikalarına mı ağırlık verilmelidir?

SORU ŞUDUR:
  1. Ekonomik hibeler, bozulan toplum yapısında aileyi korumaya ne kadar merhem olabilir?
  2. Gençlerimizi çocuk yapmaya sadece "borç silme" vaadiyle mi yönlendirmeliyiz, yoksa evlat sahibi olmanın kutsiyetini yeniden mi hatırlatmalıyız?
  3. Devletin bu hibe kalkanı, kültürel erozyona karşı bir zırh oluşturabilir mi?
 
Hocam benim 1 tane çocuğum var (ellerinizden öper), ben 2. çocuğu yapmak istemiyorum, çünkü;

- Devlet, çocuğumun can güvenliğini sağlayamıyor. Başıboş köpeklerden markete gönderemiyoruz, bisiklete binemiyor. Parka gidelim desek, kum alanlar kedi dışkısı ile dolu, tabii, başıboş köpekler de baş köşede. Kedi ve köpeklerden bulaşan zoonoz hastalıklardan bahsetmiyorum bile: Bakınız: Nilüfer Sabuncuoğlu hocamızın açıklamaları

- Devlet, çocuğumun can güvenliğini büyüyünce de sağlayamıyor. Biz, güzel bir Müslüman olsun diye vatana millete hayırlı olsun diye yetiştiriyoruz. Anasının s*çarak doğurduğu biri, gelip evladımı bıçaklayabiliyor. Sebebi ise canı istedi.

- Devlet, bizi de koruyamıyor. Sıradan bir vatandaş olarak ben kanunlardan it gibi korkarken, suçlular "içeri gireyim de fiyakam artsın" diye bakıyor.


Ekonomi bu işin daha sonralarında geliyor. Müslüman, rızkı verenin Allah olduğunu bildiği için, çocuğunun rızkını düşünmez.
 
Türkiyede köpek barınağına 5 milyar dolar ayrılmış durumda peki yeni evlenen çiftlere kaç milyar dolar para ayrılmış ben Recep Tayyip Erdoğanın samimi olduğunu düşünmüyorum samimiyet faliyet gerektirir neden 3 çocuk yapana araba 5 çocuk yapana ev teklifi ile gelmiyorlar çünkü bunlar ulaşılır kavramlar Türkiyede 8 milyon boş konut var ve milyonlarca evi olmayan kiracı evlenmek isteyen geçinemeyen aile olmak isteyen bireyler ve kadının altında yasal olarak ezilen erkekler ben atılan adımları samimi bulmuyorum
 
Almanya’da insanlar neden kendini daha güvende hissediyor?
Kanun ve haklar güçlüdür: Zengin ya da fakir fark etmez, herkesin hakkı yasayla korunur.
Aile düzeni desteklenir: Çocuk yardımı, kreş, okul ve aile destekleri vardır.
Boşanma olsa bile insanlar tamamen ortada kalmaz: Kadınların ve çocukların geçimi, nafaka ve sosyal haklarla büyük ölçüde korunur.
Çocukların hakkı önemlidir: Eğitim, sağlık ve güvenlik devlet tarafından korunur.
Eğitim sistemi güçlüdür: Anaokulundan üniversiteye kadar herkesin eğitim alma şansı vardır.
Sağlık sistemi vardır: İnsan hasta olduğunda doktora gider, hastaneye ulaşabilir; tamamen yalnız bırakılmaz.
İşsiz kalan için destek vardır: İnsan işini kaybettiğinde tamamen düşmesin diye sosyal yardımlar bulunur.
Ev bulma ve yaşam desteği vardır: Maddi sıkıntı yaşayanlar için belediyeler, danışma merkezleri ve sosyal kurumlar destek olur.
Yaşlı ve engelli bireyler için sistem vardır: Bakım desteği, yardımcı ekipmanlar ve çeşitli haklar sağlanır.
Çalışanın hakkı korunur: Tatil hakkı, sigorta, hastalık izni, işçi hakları gibi konular yasalarla güvence altındadır.
Güvenlik hissi vardır: Polis, itfaiye, ambulans ve düzenli kurumlar insanların hayatını daha güvenli hale getirir.
Kısacası:
“Almanya kusursuz bir ülke değil. Ama insan hastalandığında, işsiz kaldığında, boşandığında veya zor durumda kaldığında tamamen yalnız bırakılmıyor. Sistem, insan tamamen düşmesin diye bir güvenlik ağı kurmuş.”
Ve şimdi soru şu:
“Türkiye’deki sosyal haklar, sosyal güvence ve yaşam sistemi; Avrupa’daki, özellikle Almanya’daki sistemle gerçekten kıyaslanabilir mi?”
“Türkiye’de insanlar aynı derecede sosyal ve hukuki güvence altında mı?”
 
Geri
Üst
Konsey Haberler Akış Mesaj Profil