📚 Üniversite Yetersizlikleri | EĞİTİM REZALETİ!

M.Ş.KRSC

Konsey Acemisi
Konsey Üyesi
Merhaba arkadaşlar ben hem akademisyen hem teknokent içinde arge şirketi olan bir iş insanıyım. Sizlerle bir konu hakkında düşüncelerimi paylaşmak ve sizlerinde fikrini almak istiyorum.
Konuyu şöyle özetlemek isterim.

Üniversitelerin özellikle iki yıllık programlarında birçok genç, eğitim almak amacıyla değil; sadece diploma almak, aileden uzaklaşmak, askerliği ertelemek veya geçici bir soluklanma dönemi olarak görmektedir. Okudukları bölümün mezunu olarak ne iş yapacaklarını dahi bilmemektedirler. Meslek yüksekokullarında ara eleman yetiştiriyoruz ancak verilen eğitim büyük ölçüde teorik kalmakta, pratik ise çok yetersiz olmaktadır. 20 veya 30 günlük yaz stajı ise kesinlikle yeterli değil ve çok kısa bir süreçtir. Düşünün ki bu işleri yapanlar yıllarını harcayarak bulundukları seviyeye çıkabilmektedir. Bu nedenle iki yıllık eğitimin üzerine bir yıl zorunlu ve ücretli işyeri stajı (saha eğitimi) konulmalıdır. Böylece öğrenciler mezun olmadan önce gerçek iş deneyimi kazanacak ve sektörün aradığı kalifiye eleman haline gelecektir. Devlet birçok alanda sanayiye ve işletmelere çeşitli teşvikler vermektedir. Bu desteklerin bir bölümü, öğrencilerin zorunlu işyeri eğitimlerinde maaş desteği olarak işverenlere yönlendirilmelidir. Bu sayede işletmeler maliyetsiz şekilde nitelikli eleman yetiştirme imkânı bulacak, hem üretim artacak hem de sektörler rahatlayacaktır. Tabi bu süreç yasal yükümlülükler ve kontroller dahilinde yapılmalı ki suistimaller yaşanmasın. Birde mezun olunca hiçbir deneyimi olmadan diplomasına güvenerek ya yüksek maaş beklentileri oluyor ya hemen atama bekliyor yada tecrübesiz kendi işini kurarak iflasa gidiyor.

Sonuç
Ülkemizde birçok kişi ikinci veya üçüncü üniversiteye, ilk bölümden niteliksiz mezun olduğu ve iş bulamadığı için yönelmektedir. Bu durum yeni mezunların önünü kapatmaktadır. Önerdiğimiz zorunlu işyeri eğitimi uygulaması ile çalışmak istemeyen öğrenciler okula gelmeyecek, liselerden mezun gençlerin önü açılacak ve mezunlar mesleğini tanıdığı için ikinci bir bölüm arayışına girmeyecektir.
 
Merhaba arkadaşlar ben hem akademisyen hem teknokent içinde arge şirketi olan bir iş insanıyım. Sizlerle bir konu hakkında düşüncelerimi paylaşmak ve sizlerinde fikrini almak istiyorum.
Konuyu şöyle özetlemek isterim.

Üniversitelerin özellikle iki yıllık programlarında birçok genç, eğitim almak amacıyla değil; sadece diploma almak, aileden uzaklaşmak, askerliği ertelemek veya geçici bir soluklanma dönemi olarak görmektedir. Okudukları bölümün mezunu olarak ne iş yapacaklarını dahi bilmemektedirler. Meslek yüksekokullarında ara eleman yetiştiriyoruz ancak verilen eğitim büyük ölçüde teorik kalmakta, pratik ise çok yetersiz olmaktadır. 20 veya 30 günlük yaz stajı ise kesinlikle yeterli değil ve çok kısa bir süreçtir. Düşünün ki bu işleri yapanlar yıllarını harcayarak bulundukları seviyeye çıkabilmektedir. Bu nedenle iki yıllık eğitimin üzerine bir yıl zorunlu ve ücretli işyeri stajı (saha eğitimi) konulmalıdır. Böylece öğrenciler mezun olmadan önce gerçek iş deneyimi kazanacak ve sektörün aradığı kalifiye eleman haline gelecektir. Devlet birçok alanda sanayiye ve işletmelere çeşitli teşvikler vermektedir. Bu desteklerin bir bölümü, öğrencilerin zorunlu işyeri eğitimlerinde maaş desteği olarak işverenlere yönlendirilmelidir. Bu sayede işletmeler maliyetsiz şekilde nitelikli eleman yetiştirme imkânı bulacak, hem üretim artacak hem de sektörler rahatlayacaktır. Tabi bu süreç yasal yükümlülükler ve kontroller dahilinde yapılmalı ki suistimaller yaşanmasın. Birde mezun olunca hiçbir deneyimi olmadan diplomasına güvenerek ya yüksek maaş beklentileri oluyor ya hemen atama bekliyor yada tecrübesiz kendi işini kurarak iflasa gidiyor.

Sonuç
Ülkemizde birçok kişi ikinci veya üçüncü üniversiteye, ilk bölümden niteliksiz mezun olduğu ve iş bulamadığı için yönelmektedir. Bu durum yeni mezunların önünü kapatmaktadır. Önerdiğimiz zorunlu işyeri eğitimi uygulaması ile çalışmak istemeyen öğrenciler okula gelmeyecek, liselerden mezun gençlerin önü açılacak ve mezunlar mesleğini tanıdığı için ikinci bir bölüm arayışına girmeyecektir.
Merhaba değerli dostum. Okumazsan Sanayi'ye gidersin, okumazsan Berber olursun diye korkutulan, okumak harici bütün mesleklerin aşağılık olduğu öğretilen çocuklar ; Bir berberin 10'da 1'i kadar, bir sanayici'nin %100'de 1'i kadar para kazanamıyor. Afgan Çobanlar asgari ücretin 3 katını kazanıyor. Maalesef kendi okuyamamış bir aptal kesimin, okuyunca her şey olacak diye yanlış büyüttükleri aptal çocuklarla başbaşayız. Meslek yok, bilgi yok, çalışma şevki yok. Çözüm ne dersen söylerim ama yapacak cesaret yok.
 
Merhaba değerli dostum. Okumazsan Sanayi'ye gidersin, okumazsan Berber olursun diye korkutulan, okumak harici bütün mesleklerin aşağılık olduğu öğretilen çocuklar ; Bir berberin 10'da 1'i kadar, bir sanayici'nin %100'de 1'i kadar para kazanamıyor. Afgan Çobanlar asgari ücretin 3 katını kazanıyor. Maalesef kendi okuyamamış bir aptal kesimin, okuyunca her şey olacak diye yanlış büyüttükleri aptal çocuklarla başbaşayız. Meslek yok, bilgi yok, çalışma şevki yok. Çözüm ne dersen söylerim ama yapacak cesaret yok.
Evet haklısınız akademisyen olmam dolayısı ile ben konuyu yumuşatarak işledim. Belki bir çözüm olur düşüncesi ile fikirlerimi paylaştım. Daha önce sizinle yazışmamda anlattığım gibi okumamış ve zor günler yaşamış bir toplumun herşey güzel olacak düşüncesi ile kendi çocuğunu yerlere göklere sığdıramayıp
ben görmedim çocuğum görsün
ben yaşamadım o yaşasın
Sırf egosunu tatmin edebilmek için kendi istediği mesleği çocuğuna dayatmaya çalışması
Hep gözü yüksekte olması vs
Daha ilk eğitimi ile okul, dersane, özel ders vs bir yarışa sokup gerçek hayattan koparması ile yetişen bu çocuklar malesef büyüyene kadar toplumdan ve toplum kurallarından uzak birer ruhsuz birey haline geldi.
Çocuklarımız aptal değil ama toplumdan uzaklaştıkça aptallaşıyor.
Hatta kendi çocuğu kendine altın gibi göründüğünden öğretmenlere saldıran, kurumlara ve diğer insanlara saldıran karşı tarafı dinlemeden herkesi suçlayan bir toplum olduk.
Artık 20 li yaşlara gelen gençlerimiz erkek veya kız farketmeksizin bırakın yemek yapmayı, temizlik yapmayı bir bardak çay dolduramayan bireyler oldu tabi bu gençler ileride bir tornavida tutamaz veya tutmayı istemez her kez masa başı iş arar hatta onu bile zorluk görür.
Okullarda artık kişisel gelişimin temeli olan eğitim verilmez oldu sadece ders konuları öğretiliyor PARDON ezberletilip geçiliyor.
Bir ülke düşünün 12 yıl
benden eğitimi dersi almış koşmayı bilmez
Tarih dersi almış dününü bilmez
Dil dersi almış konuşmayı bilmez
Coğrafya dersi almış ülkesindeki şehirleri dahi bilmez
Bilmez bilmez bilmez.

İşte bu yüzden eğitimcisine saldıran hayvanlara döndük

Tabi iyi insanları tenzih ederim sözüm onlara değil onlar da olmasa ülke topyekün gider

Bu yüzden ben diyorum ki

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI mısın ismi
MİLLİ ÖĞRETİM BAKANLIĞI olsun

Benim elinizi öper 15 yaşında bir kızım var kendi isteği ile okuldan çıktı açık öğretim okuyor ve şuan benim şirketime bağlı bir şubede çalışıyor. Diğer personellerden kesinlikle ayrı tutulmuyor ve başında bir müdür var. Bu çocuk gayet mutlu baba ben senden çok şey öğrendim ama birgün boynuz kulağı geçecek bu şirketi zirveye taşıyacağız beraber diyor. Elhamdülillah bana ve annesine yük olmadan evinde ve iş yerinde her konuda başarılı ilerliyor.

Bu yaşta her meslek kutsaldır. Herkez eczacı, doktor, mühendis olunca bu toplum nereye varacak kimse düşünmüyor.

O yüzden özellikle iki yıllık programları ele aldım yoksa mevzu çok derinde ve yazmakla bitmez.

Bu ülkenin geleceği için burada bu konuları tartışmak olgunlaşan çözümleri belki insanlara hatta siyasilerin duyacağı şekilde anlatmak gerekir.

İlginize teşekkür ederim.
 
Evet haklısınız akademisyen olmam dolayısı ile ben konuyu yumuşatarak işledim. Belki bir çözüm olur düşüncesi ile fikirlerimi paylaştım. Daha önce sizinle yazışmamda anlattığım gibi okumamış ve zor günler yaşamış bir toplumun herşey güzel olacak düşüncesi ile kendi çocuğunu yerlere göklere sığdıramayıp
ben görmedim çocuğum görsün
ben yaşamadım o yaşasın
Sırf egosunu tatmin edebilmek için kendi istediği mesleği çocuğuna dayatmaya çalışması
Hep gözü yüksekte olması vs
Daha ilk eğitimi ile okul, dersane, özel ders vs bir yarışa sokup gerçek hayattan koparması ile yetişen bu çocuklar malesef büyüyene kadar toplumdan ve toplum kurallarından uzak birer ruhsuz birey haline geldi.
Çocuklarımız aptal değil ama toplumdan uzaklaştıkça aptallaşıyor.
Hatta kendi çocuğu kendine altın gibi göründüğünden öğretmenlere saldıran, kurumlara ve diğer insanlara saldıran karşı tarafı dinlemeden herkesi suçlayan bir toplum olduk.
Artık 20 li yaşlara gelen gençlerimiz erkek veya kız farketmeksizin bırakın yemek yapmayı, temizlik yapmayı bir bardak çay dolduramayan bireyler oldu tabi bu gençler ileride bir tornavida tutamaz veya tutmayı istemez her kez masa başı iş arar hatta onu bile zorluk görür.
Okullarda artık kişisel gelişimin temeli olan eğitim verilmez oldu sadece ders konuları öğretiliyor PARDON ezberletilip geçiliyor.
Bir ülke düşünün 12 yıl
benden eğitimi dersi almış koşmayı bilmez
Tarih dersi almış dününü bilmez
Dil dersi almış konuşmayı bilmez
Coğrafya dersi almış ülkesindeki şehirleri dahi bilmez
Bilmez bilmez bilmez.

İşte bu yüzden eğitimcisine saldıran hayvanlara döndük

Tabi iyi insanları tenzih ederim sözüm onlara değil onlar da olmasa ülke topyekün gider

Bu yüzden ben diyorum ki

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI mısın ismi
MİLLİ ÖĞRETİM BAKANLIĞI olsun

Benim elinizi öper 15 yaşında bir kızım var kendi isteği ile okuldan çıktı açık öğretim okuyor ve şuan benim şirketime bağlı bir şubede çalışıyor. Diğer personellerden kesinlikle ayrı tutulmuyor ve başında bir müdür var. Bu çocuk gayet mutlu baba ben senden çok şey öğrendim ama birgün boynuz kulağı geçecek bu şirketi zirveye taşıyacağız beraber diyor. Elhamdülillah bana ve annesine yük olmadan evinde ve iş yerinde her konuda başarılı ilerliyor.

Bu yaşta her meslek kutsaldır. Herkez eczacı, doktor, mühendis olunca bu toplum nereye varacak kimse düşünmüyor.

O yüzden özellikle iki yıllık programları ele aldım yoksa mevzu çok derinde ve yazmakla bitmez.

Bu ülkenin geleceği için burada bu konuları tartışmak olgunlaşan çözümleri belki insanlara hatta siyasilerin duyacağı şekilde anlatmak gerekir.

İlginize teşekkür ederim.
Çok güzel anlatmışsınız, yüreğinize sağlık.
 
Evet haklısınız akademisyen olmam dolayısı ile ben konuyu yumuşatarak işledim. Belki bir çözüm olur düşüncesi ile fikirlerimi paylaştım. Daha önce sizinle yazışmamda anlattığım gibi okumamış ve zor günler yaşamış bir toplumun herşey güzel olacak düşüncesi ile kendi çocuğunu yerlere göklere sığdıramayıp
ben görmedim çocuğum görsün
ben yaşamadım o yaşasın
Sırf egosunu tatmin edebilmek için kendi istediği mesleği çocuğuna dayatmaya çalışması
Hep gözü yüksekte olması vs
Daha ilk eğitimi ile okul, dersane, özel ders vs bir yarışa sokup gerçek hayattan koparması ile yetişen bu çocuklar malesef büyüyene kadar toplumdan ve toplum kurallarından uzak birer ruhsuz birey haline geldi.
Çocuklarımız aptal değil ama toplumdan uzaklaştıkça aptallaşıyor.
Hatta kendi çocuğu kendine altın gibi göründüğünden öğretmenlere saldıran, kurumlara ve diğer insanlara saldıran karşı tarafı dinlemeden herkesi suçlayan bir toplum olduk.
Artık 20 li yaşlara gelen gençlerimiz erkek veya kız farketmeksizin bırakın yemek yapmayı, temizlik yapmayı bir bardak çay dolduramayan bireyler oldu tabi bu gençler ileride bir tornavida tutamaz veya tutmayı istemez her kez masa başı iş arar hatta onu bile zorluk görür.
Okullarda artık kişisel gelişimin temeli olan eğitim verilmez oldu sadece ders konuları öğretiliyor PARDON ezberletilip geçiliyor.
Bir ülke düşünün 12 yıl
benden eğitimi dersi almış koşmayı bilmez
Tarih dersi almış dününü bilmez
Dil dersi almış konuşmayı bilmez
Coğrafya dersi almış ülkesindeki şehirleri dahi bilmez
Bilmez bilmez bilmez.

İşte bu yüzden eğitimcisine saldıran hayvanlara döndük

Tabi iyi insanları tenzih ederim sözüm onlara değil onlar da olmasa ülke topyekün gider

Bu yüzden ben diyorum ki

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI mısın ismi
MİLLİ ÖĞRETİM BAKANLIĞI olsun

Benim elinizi öper 15 yaşında bir kızım var kendi isteği ile okuldan çıktı açık öğretim okuyor ve şuan benim şirketime bağlı bir şubede çalışıyor. Diğer personellerden kesinlikle ayrı tutulmuyor ve başında bir müdür var. Bu çocuk gayet mutlu baba ben senden çok şey öğrendim ama birgün boynuz kulağı geçecek bu şirketi zirveye taşıyacağız beraber diyor. Elhamdülillah bana ve annesine yük olmadan evinde ve iş yerinde her konuda başarılı ilerliyor.

Bu yaşta her meslek kutsaldır. Herkez eczacı, doktor, mühendis olunca bu toplum nereye varacak kimse düşünmüyor.

O yüzden özellikle iki yıllık programları ele aldım yoksa mevzu çok derinde ve yazmakla bitmez.

Bu ülkenin geleceği için burada bu konuları tartışmak olgunlaşan çözümleri belki insanlara hatta siyasilerin duyacağı şekilde anlatmak gerekir.

İlginize teşekkür ederim.
Paragraflardan aslolan bir noktayı keşfettim ki ; her çocuk özellikle sevdiği (veya seveceği) ki ; bu kriter ilköğretim yıllarında sık sık yazılı-sözlü test ve pratik dersler ve zeka oyunları ile YÖNELTİLEBİLECEK bir meslek branşı ile hedefe odaklanıp yetiştirlir ise her mesleğe uygun bir fert kazanılmış olacaktır..!!....diye düşünüyorum.(Osmanlı da medrese eğitimleri böyle başlar diye okumuştum)
 
Merhaba öncelikle cevabınız için teşekkür ederim. Tabi doğru söylüyorsunuz ve benimde üzerinde durduğum konulardan biri bu.
Zihinsel bir problemi olmayan hiçbir çocuk dünyaya geri kafalı olarak gelmez ancak bulunduğu coğrafya, ortam ve ailenin ona verdikleri ile gelişir ancak her çocuğun yetenekli olduğu veya merak uyandığı bir alan vardır.
Biz bunu gözetmeden çocuğun gizemli dünyasını izlemeden sırf kendi egolarımızı tatmin etmek amacı ile illa bizim istediğimiz işleri meslekleri yapmasını isteyerek mahvediyoruz.
Onları kendi egolarımıza mahkum ediyoruz.
Aslolan ve çocuğunu gerçekten düşünen aileler olsak onların yeteneklerine ve isteklerine kulak vermek o yönde geliştirmek gerekir. Tabi ki yanlış seçim yapan çocuklarımızı uyarmak onları doğru yönlendirmek gerekir ancak el yeteneği olan bir çocuğa hukuk okutmak tıbba merakı olan bir çocuğu güzel sanatlara yollamak veya mekaniğe merakı olan bir çocuğa eczacılık okutmak gibi değil, yanlış işlere girmesini engelleyerek kendi ilgi ve beceri alanında en iyisini yapmasını sağlamak imkan tanımak gerekir. Her meslek kendi içinde kutsaldır yeterki milli ve vicdani duygular ile yapılsın.
Düşğnün ki bu ülkedeki tüm çocuklar doktor oldu avukat mühendis eczacı oldu peki bunlara kim hizmet verecek.
Daha enteresan yanı şu olur:
Hizmet sektöründe iş gücü azalacağından Hizmet sektöründe olan kişi tüm saydığımız meslek gruplarından daha fazla kazanacak ve şimdi popüler olan meslek sahipleri o mesleğe geçmeyi planlayacak kısacası denge bozuluyor kazanç ve yaşam dengesi bozuluyor. Bu yanlışları bir an önce düzeltmek gerekir.
 
Merhaba öncelikle cevabınız için teşekkür ederim. Tabi doğru söylüyorsunuz ve benimde üzerinde durduğum konulardan biri bu.
Zihinsel bir problemi olmayan hiçbir çocuk dünyaya geri kafalı olarak gelmez ancak bulunduğu coğrafya, ortam ve ailenin ona verdikleri ile gelişir ancak her çocuğun yetenekli olduğu veya merak uyandığı bir alan vardır.
Biz bunu gözetmeden çocuğun gizemli dünyasını izlemeden sırf kendi egolarımızı tatmin etmek amacı ile illa bizim istediğimiz işleri meslekleri yapmasını isteyerek mahvediyoruz.
Onları kendi egolarımıza mahkum ediyoruz.
Aslolan ve çocuğunu gerçekten düşünen aileler olsak onların yeteneklerine ve isteklerine kulak vermek o yönde geliştirmek gerekir. Tabi ki yanlış seçim yapan çocuklarımızı uyarmak onları doğru yönlendirmek gerekir ancak el yeteneği olan bir çocuğa hukuk okutmak tıbba merakı olan bir çocuğu güzel sanatlara yollamak veya mekaniğe merakı olan bir çocuğa eczacılık okutmak gibi değil, yanlış işlere girmesini engelleyerek kendi ilgi ve beceri alanında en iyisini yapmasını sağlamak imkan tanımak gerekir. Her meslek kendi içinde kutsaldır yeterki milli ve vicdani duygular ile yapılsın.
Düşğnün ki bu ülkedeki tüm çocuklar doktor oldu avukat mühendis eczacı oldu peki bunlara kim hizmet verecek.
Daha enteresan yanı şu olur:
Hizmet sektöründe iş gücü azalacağından Hizmet sektöründe olan kişi tüm saydığımız meslek gruplarından daha fazla kazanacak ve şimdi popüler olan meslek sahipleri o mesleğe geçmeyi planlayacak kısacası denge bozuluyor kazanç ve yaşam dengesi bozuluyor. Bu yanlışları bir an önce düzeltmek gerekir.
Ilk başta yazmış olduğum çocukların zekasıyla ilgili konu yanlış anlaşılmış olabilir bunu tekrar açıklamak isterim tüm çocuklarımız zekidir ancak ilgi alanlarının dışında bir meslek seçtirmek onları zorlamak sevmedikleri işi yaptırmak onlara başarı yönünden ket vuracaktır o yüzden çocuklarımızın beceri ve ilgi alanlarına Doğru tespit edip Buna göre yön vermekte fayda vardır bu Osmanlı tarihinde zaten vardı Ancak Cumhuriyet tarihinde Özellikle de 90 sonrası eğitim sistemindeki değişiklikler halkın istekleri yönünde gerçekleşmeye başlamıştır aynı zamanda zamanın hükûmetleri de bu konuda yanlışlar yapmıştır şu anki mevcut hükümet bunları düzeltmeye çalışmak istese de önünde bir sürü engel vardır Bundan sonra gelecek olan hükümetlerin de önünde aynı sorunlar olacaktır çünkü özellikle 2005 sonrası halkın refahının artması bireylerin lükse alışması ve bununla birlikte tatmin duygularının sınırlarının artması ile bir EGO savaşına dönüşmüştür bundan dolayıdır ki okullarda sözü geçmeyen hocalar yönetimler velilerin saygıdeğer eğitimcilerinizden Sen sadece dersini ver Gerisine karışma demesi gibi bir durumu ortaya çıkartmıştır İşte bu yüzden Yeni bir düzen oluşturmak çok zordur inşallah Osmanlı tarihini bilen geçmişini bilen Bizler bu konuda mevcut yönetimlere gereken desteği vermek zorundayız aynı zamanda bu mecralarda bunları konuşup çözüm yollarını oluşturup sesimizi sorunlar üzerinden değil çözümler üzerinden dile getirmemiz gerekir Allah'a emanet olun
 
Üniversiteler , devlete ve millete faydalı bir hale getirilmelidir. Üniversitelerdeki bölümler , çağın gerekleri dikkate alınarak ve yabancı ülkelerdeki ileri düzeydeki üniversitelerin yapılanmaları , branşları ve çalışma prensipleri incelenerek türkiye’ye adapte edilmelidir. Üniversitelerde , üretime katkı sunmayacak bölümler azaltılmalı , yerine örneğin alaska’daki faırbanks üniversitesi gibi üniversitelerden esinlenilmelidir. İlahiyat fakülteleri ve heykeltraşlık bölümleri azaltılmalı , yerine arap , rus ve çin dili ve edebiyatı bölümleri açılmalıdır. Üniversitelerde hem teknik ve hem de edebi , felsefi ve dini eserler , ilmi ve bilimsel heyetler oluşturularak türkçeye çevrilmeli ve halkın istifadesine sunulmalıdır. Teknik veya sağlık veya ticaret veya meslek liseleri ve tekniki fakülte veya diğer ekonomi veya idari bölümler , konularına uygun olarak fabrikalarda ve işletmelerde de bizzat üretime katılmalı ve arge yapmalıdır. Yani liseler ve üniversiteler iş hayatıyla bütünleşik olmalıdır.
 
Geri
Üst
Konsey Haberler Akış Mesaj Profil