💥 Kadın İstihdamında Rekor mu, Ailenin İflası mı?

BOZKURTBOZKURT is verified member.

Kurucu
Yönetici
Konsey Başkanı
ChatGPT Image 27 Nis 2026 16_35_03.png
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kadınların iş gücüne katılımı ve yeni hakları konusunda önemli veriler paylaştı. Yapılan son düzenlemelerle birlikte Türkiye'deki kadın istihdamında tarihi rekorlar kırılırken, çalışan anneler için de yeni kolaylıklar devreye alındı.
  • İş Gücü Artışı: Kadınların iş gücüne katılımı %27,9'dan %34,7'ye yükseldi.
  • Kamu Sektörü: Kadın kamu çalışanlarının oranı %43,38 seviyesine ulaştı.
  • Yeni Kanun: Çalışan annelerin doğum izni süresi resmi olarak 24 haftaya yükseltildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımının önündeki tüm bariyerlerin kaldırıldığını vurguladı.

DEĞERLENDİRME VE KRİTİK ANALİZ

İstatistikler başarı gibi görünse de, bu madalyonun bir de karanlık yüzü olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz. Kadınların iş hayatına bu denli yoğun şekilde "teşvik edilmesi", beraberinde çok ciddi sosyolojik ve inançsal krizleri getiriyor.

Masadaki Tehlikeler ve Sorunlar:
  1. Boşanma Oranlarında Patlama: Kadının ekonomik özgürlüğünü ön plana çıkaran modern sistem, aile içindeki "reislik" ve "dayanışma" dengesini bozuyor. Kadının evden uzaklaşması, aile içi çatışmaları tetikliyor ve boşanma istatistiklerini zirveye taşıyor.
  2. Nüfusun Yaşlanması ve Doğum Oranları: Kariyer odaklı yaşam tarzı, annelik güdüsünü ikinci plana itiyor. Türkiye’de doğurganlık oranlarının ikame seviyesinin altına düşmesinin en büyük sebebi, kadınların evlerinden ve asli görevlerinden koparılmasıdır.
  3. İslami ve Manevi Değerler: İslam hukukuna göre ailenin geçimi erkeğin omuzlarındadır. Kadının fıtratına uygun olmayan ağır iş sahalarına sürülmesi ve karma çalışma ortamları, aile mahremiyetini ve İslami toplumsal yapıyı temelden sarsmaktadır.
  4. Nesil Emniyeti ve Kreş Nesli: Anne şefkatinden mahrum, kreşlerde veya bakıcı ellerinde büyüyen bir nesil yetişiyor. Bu durum, gelecekte aidiyet duygusu zayıf ve manevi boşlukta bir gençlik riskini doğuruyor.
  5. Erkek İstihdamı Sorunu: Kadın istihdamı önceliklendirilirken, ailenin geçiminden sorumlu olan genç erkeklerin işsiz kalması, evliliklerin kurulmasını daha başlamadan engelliyor.
Sizce ekonomik rakamlar, bir toplumun çekirdeği olan ailenin dağılmasına değer mi? "Güçlü Kadın" sloganları altında "Zayıf Aile" yapısına mı mahkum ediliyoruz?
 
Sorun bayanların ekonomik özgürlüğü değil, sorun sizinde değindiğiniz gibi kreşlerde yetişen bir nesil ve aşırı özenti önceden geniş aile ortamı vardı anne baba çocuğun terbiyesi ile özel olarak ilgilenmez çocuk terbiyeyi anne babanın büyüklerine yaklaşımından gorerek, yaşayarak alırdı terbiyeyi saygilar
 
Sorun bayanların ekonomik özgürlüğü değil, sorun sizinde değindiğiniz gibi kreşlerde yetişen bir nesil ve aşırı özenti önceden geniş aile ortamı vardı anne baba çocuğun terbiyesi ile özel olarak ilgilenmez çocuk terbiyeyi anne babanın büyüklerine yaklaşımından gorerek, yaşayarak alırdı terbiyeyi saygilar
Bu söylediğin de büyük faktörlerden biri haklısın
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kadınların iş gücüne katılımı ve yeni hakları konusunda önemli veriler paylaştı. Yapılan son düzenlemelerle birlikte Türkiye'deki kadın istihdamında tarihi rekorlar kırılırken, çalışan anneler için de yeni kolaylıklar devreye alındı.
  • İş Gücü Artışı: Kadınların iş gücüne katılımı %27,9'dan %34,7'ye yükseldi.
  • Kamu Sektörü: Kadın kamu çalışanlarının oranı %43,38 seviyesine ulaştı.
  • Yeni Kanun: Çalışan annelerin doğum izni süresi resmi olarak 24 haftaya yükseltildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımının önündeki tüm bariyerlerin kaldırıldığını vurguladı.

DEĞERLENDİRME VE KRİTİK ANALİZ

İstatistikler başarı gibi görünse de, bu madalyonun bir de karanlık yüzü olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz. Kadınların iş hayatına bu denli yoğun şekilde "teşvik edilmesi", beraberinde çok ciddi sosyolojik ve inançsal krizleri getiriyor.

Masadaki Tehlikeler ve Sorunlar:
  1. Boşanma Oranlarında Patlama: Kadının ekonomik özgürlüğünü ön plana çıkaran modern sistem, aile içindeki "reislik" ve "dayanışma" dengesini bozuyor. Kadının evden uzaklaşması, aile içi çatışmaları tetikliyor ve boşanma istatistiklerini zirveye taşıyor.
  2. Nüfusun Yaşlanması ve Doğum Oranları: Kariyer odaklı yaşam tarzı, annelik güdüsünü ikinci plana itiyor. Türkiye’de doğurganlık oranlarının ikame seviyesinin altına düşmesinin en büyük sebebi, kadınların evlerinden ve asli görevlerinden koparılmasıdır.
  3. İslami ve Manevi Değerler: İslam hukukuna göre ailenin geçimi erkeğin omuzlarındadır. Kadının fıtratına uygun olmayan ağır iş sahalarına sürülmesi ve karma çalışma ortamları, aile mahremiyetini ve İslami toplumsal yapıyı temelden sarsmaktadır.
  4. Nesil Emniyeti ve Kreş Nesli: Anne şefkatinden mahrum, kreşlerde veya bakıcı ellerinde büyüyen bir nesil yetişiyor. Bu durum, gelecekte aidiyet duygusu zayıf ve manevi boşlukta bir gençlik riskini doğuruyor.
  5. Erkek İstihdamı Sorunu: Kadın istihdamı önceliklendirilirken, ailenin geçiminden sorumlu olan genç erkeklerin işsiz kalması, evliliklerin kurulmasını daha başlamadan engelliyor.
Sizce ekonomik rakamlar, bir toplumun çekirdeği olan ailenin dağılmasına değer mi? "Güçlü Kadın" sloganları altında "Zayıf Aile" yapısına mı mahkum ediliyoruz?
Bütün bu yorumlarınıza katılıyorum. İyi tarafı da şu olsa gerek: işverenler daha çok maliyetten dolayı kadın çalışanı tercih ediyor. Son çıkan istihdam kanunu ile işverene maliyet yükü artmakta. Dolayısı ile kadın çalışan tercihinde azalma olacaktır.
 
Bütün bu yorumlarınıza katılıyorum. İyi tarafı da şu olsa gerek: işverenler daha çok maliyetten dolayı kadın çalışanı tercih ediyor. Son çıkan istihdam kanunu ile işverene maliyet yükü artmakta. Dolayısı ile kadın çalışan tercihinde azalma olacaktır.
Bence komple çalıştırma zorunluluğu kaldırılmalı, işverenin inisiyatifine bırakılmalı. Zaten çok bilgili ve becerikliyse ve işinde iyiyse işsiz kalma şansı yok.
 
Akıllı ve güçlü nesilleri anneler yetiştirir. Kadınların eğitim almaları şart. Çalışmaları değil. Erkeklerin iş dünyasında ki yükü ağır. Çoçuk yetiştirme sorumluluğu biz kadınlarda. Çocuklarımızı bilinçli yetiştirsek, onlarla vakit geçirirsek, aile bağını güçlü tutarsak başarılı olurlar. Onların başarısı bizim başarımız olur. Ülkemizin başarısı olur. Kesinlikle kadınlar eğitilmelidir. Aile kavramının önemi anlatılmalıdır. Vatan millet sevgisi çocuklara öğretilmelidir. Akıllı beyinler ülkemizde kalmalı dır. Ülkemizin her yönden yükselmesini sağlayacak gelecek nesillerdir.Bu nesilleri kadınlar yetiştirir. Ekonomiye en büyük katkı budur...
 
Akıllı ve güçlü nesilleri anneler yetiştirir. Kadınların eğitim almaları şart. Çalışmaları değil. Erkeklerin iş dünyasında ki yükü ağır. Çoçuk yetiştirme sorumluluğu biz kadınlarda. Çocuklarımızı bilinçli yetiştirsek, onlarla vakit geçirirsek, aile bağını güçlü tutarsak başarılı olurlar. Onların başarısı bizim başarımız olur. Ülkemizin başarısı olur. Kesinlikle kadınlar eğitilmelidir. Aile kavramının önemi anlatılmalıdır. Vatan millet sevgisi çocuklara öğretilmelidir. Akıllı beyinler ülkemizde kalmalı dır. Ülkemizin her yönden yükselmesini sağlayacak gelecek nesillerdir.Bu nesilleri kadınlar yetiştirir. Ekonomiye en büyük katkı budur...
Melek gibi günahsız ve sağlık doğan herkese ; beşikten mezara kadar, imanlı, ahlaklı,bilgili ve bilinçli yetişmesi için, uygulamalı, disiplinli, manevi ve beşeri eğitim şart.Ve hayat boyu her konuda severek yeterince okumak gerek.Bu nedenle yüce Allah CC ilk emir olarak OKU demiş insanoğluna.
Mevcut maneviyatsız ezber eğitim sistemi ile ancak robot gibi vicdansız,atom bombası yapan yahudi canavarı gibi canavar yetişir.Ve dünya dahi bu bilim ve teknoloji çağına rağmen böyle canavarlarla başa çıkamıyor maalesef.
Böyle canavarların yetişmemesi ve insanlığın ölmemesi için acilen İslami Sisteme, İslam Birliğine ve İslam Natosuna ihtiyaç var.Bunada ancak ülkemiz öncülük edebilir.Ama önce teknolojinin nimetlerinden faydalanarak bir asırlık mevcut toplama dinsiz gavur sisteminden kurtulmamaız gerekiyor.Mevcut dinsiz ve ahlaksıž sistem devletin ve milletin ayaklarına takılmış bir pranga gibidir maalesef.
Aileler kurallarla yönetilir, ülkeler kanunlarla.Ama bir asırlık toplama gavur sistemi ve kanunlarıyla değil.Ve bugüne kadar halbur üstündekilerden bir babağit çıkıp bu insan ve hayvan haklarına aykırı düzenlenmiş mevcut sistemi çöpe atacak diye milleti yeterince bilinçlendirip örgütlüyemedi .Aceba siyasi saltanat bitmesin diyemi bu konuda yeterli çaba sarf edilmiyor ?
Bu konuda Millet Konseyi öncülük edebilse belki dünyada savaş biter insanlar ve insanlık Yüce Allah'ın CC bitmiyen nimetleri için ölmez.Saygılar.
 
Geri
Üst
Konsey Haberler Akış Mesaj Profil